Blackened yazdı: ↑20.11.2025 - 09:23
10-20 nerden anlıyorsun? Zafer hocanın sana verdiği uyduruk a4 kağıdında sekreterin yazdığı kaşesiz imzasız rapordan mı? Ben gittim defalarca. Hiç bir faydasını görmedim. Ben de tavsiye etmem. Antibiyotik manyağı olmak isteyen gider.
Kesinlikle. Hiçbir faydası yok. Boşuna masraf.
[/quote]
+1 Bende Zafer Oymandan hiç fayda görmedim. Hatta aynı mantıkla tedavi planlayan Hüseyin Seçkin ve Avni Uysal dan da fayda görmedim. Bu konuyu Chatgbp ile uzun uzun konustuğumda bana yazdığı mesajı sizinle paylaşayım
Kronik prostatit tanısı, güncel uluslararası kılavuzlara göre oldukça karmaşık bir süreçtir. Bu nedenle tek bir parametreye bakarak kesin tanı veya tedavi planı oluşturmak hem bilimsel olarak hatalıdır hem de hastayı yanlış yönlendirebilir.
Örneğin; kanda CRP yüksekliği yoksa, idrar veya meni örneklerinde belirgin pürülan (yeşil/sarı) akıntı bulunmuyorsa, lökosit sayısı 50–60 gibi çok yüksek seviyelerde değilse, yalnızca prostat masajı sonrası lökosit artışına dayanarak çoklu ve ağır antibiyotik tedavisi uygulanması güncel kılavuzlarla uyumlu değildir. Çünkü:
1. Lökosit artışı tek başına enfeksiyon göstergesi değildir.
Prostat masajı, ejakülasyon, uzun süre oturma, pelvik taban kas gerginliği ve hatta stres bile prostat sıvısında lökosit artışına yol açabilir. Bu nedenle literatürde lökosit–semptom ilişkisi zayıftır ve güvenilir değildir.
2. Prostat masajı PSA ve lökosit değerlerini geçici olarak yükseltebilir.
Bu geçici değişiklikler “enfeksiyon varmış” gibi yanlış bir klinik izlenim oluşturabilir.
3. Prostatit vakalarının büyük çoğunluğu enfeksiyon kaynaklı değildir.
Araştırmalar, kronik prostatit hastalarının yalnızca küçük bir bölümünde gerçek bakteriyel enfeksiyon olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla “lökosit yüksek = enfeksiyon” yaklaşımı modern bilimsel verilerle desteklenmemektedir.
4. Cinsel temas yaşanmış olsa bile hasta non-bakteriyel kategoride olabilir.
Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (klamidya, gonore vb.) akut üretrit veya akut prostatit yapabilir; ancak bu enfeksiyonların büyük kısmı tamamen tedavi edildikten sonra bile bazı kişilerde hiçbir bakteri bulunmayan fakat pelvik ağrının sürdüğü non-bakteriyel prostatit / CPPS tablosuna dönüşebilmektedir.
Yani bir kişinin cinsel deneyimi veya geçmişte bir enfeksiyon öyküsü olması, mevcut durumunun bakteriyel olduğu anlamına gelmez. Kılavuzlar, bakteriyel tanıyı yalnızca kültürde üreme ile doğrular; kültür negatifse hasta CPPS kategorisine girer.
5. Uluslararası kılavuzlar tek bir biyobelirtece güvenilmemesini vurgular.
EAU ve NIH kılavuzlarına göre tanıda; semptom süresi, kültür sonuçları, fizik muayene, görüntüleme ve hastanın klinik tablosu birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir laboratuvar değeriyle tanı koymak veya ağır antibiyotik başlamak doğru değildir.
Bu nedenlerle, prostat masajı sonrası yalnızca lökosit sayısına dayanarak agresif antibiyotik tedavilerine yönelmek güncel bilimsel yaklaşım ve kılavuzlar ile uyumlu değildir. CP/CPPS çok değişkenli bir hastalıktır; tek bir değişkenden yola çıkarak kesin sonuca ulaşmak hem klinik hem bilimsel açıdan mümkün değildir.